Pages

Subscribe:

Ads 468x60px

30 Aralık 2012 Pazar

Küfür Sorunu

Küçük çocuklar kullandıkları kelimeleri etraflarındaki kişilerden ve özellikle de anne/babalarından öğrenirler. Elbette yeni kelimeler öğrenirken duygularla ilgili kelimeleri de öğrenirler. Örneğin siz kızdığınızda devamlı belli kelimeleri kullanıyorsanız, çocuğunuz da kızdığında, ne anlama geldikleri hakkında hiçbir fikri olmaksızın bunları kullanmayı öğrenecektir. Çocuğunuz “ayıp” bir kelimeyi ilk söylediğinde kahkaha atarsanız, hatta sadece gizlemeye çalışarak hafifçe gülerseniz, büyük olasılıkla bunu fark edecek ve kelimeyi tekrar söyleyecektir. Çünkü küçük çocukların en çok istediği şey anne-babalarını memnun etmektir. Diğer yandan çocuğunuz uygunsuz bir kelime söylediğinde kızarak tepki gösterirseniz, size kızdığında ve bunu bir şekilde size belli etmek istediğinde bu kelimeyi yeniden kullanabilir. Küçük çocuklar kelimeleri kullanmaktan, yeni kelimeler öğrenmekten ve heyecan verici ya da gizli ya da özel olduğunu düşündükleri kelimelerle oynamaktan zevk alırlar.
Küfür üç temel gruba ayrılır:
Beddua etmek ya da birine zarar verilmesi dileğini yansıtan konuşma biçimi
Cinsel içerikli küfürler, müstehcen konuşmalar
Kişiliğe yönelik küfürler. Manyak, salak...
Nedenleri:
Dikkat çekme: Bazı çocuklar ana-babadan yeterli ilgiyi göremiyorlarsa, dikkat çekmek için küfrederler.
Sarsılma: Bazı çocuklar için yetişkinleri şok etme, rahatsız etme eğlenceli olabilir.
Ağızdan kaçıverme: İnsanlarda engellenme ya da kızgınlık hissedildiğinde ya da fiziksel bir gerginlik olduğunda küfürün ağızdan çıkıvermesi çok doğaldır. Çok engellenen, yaşama alanı çok daraltılan çocuk, kızgınlık olarak küfredebilir.
Savunma: Bazıları için kötü söz söyleme bir savunma davranışıdır. Küfür etmenin tam anlamıyla yasak olduğu çevrede yetişenler, isyan ederek bağımsızlıklarını göstermek isterler.
Olgunlaşma: Bazen de çocuklar yetişkin olmanın bir sembolü olarak, kötü söz söylerler.
Akranları tarafından onaylanması: Bazı arkadaş guruplarında küfürlü konuşma yaygın olabilir bu gurubun üyesi çocukta küfreder.
Çocukça bir zevk: Küçük çocuklarda banyo ve ona ilişkin konuşmak, çocuklarda bir tür çocuksu seksüel zevk alma durumu ortaya çıkarmaktadır.
Ne Yapılmalıdır?
Çocuğunuzun söylemesini istemediğiniz kelimeleri belirleyin ve bu kelimeleri siz de kullanmayın.
Çocuğunuz bir başkasından duyduğu uygunsuz kelimeyi kullanırsa bir şey olmamış gibi davranın ve bu kelimenin ilginç ya da komik olduğunu düşünmesini teşvik etmeyin.
Çocuk küfür ettiğinde şunları söyleyebilirsiniz: “Biz bu kelimeyi kullanmayız ve ben de bir daha bunu duymak istemiyorum” gibi yaklaşımlar çocuğun küfretmesini engelleyecektir Eğer küfretmeye devam ederse bunu duymazdan gelin ve çocuğunuz bu kelimeyi sizin üzerinizde tekrar denerse tepki vermeyin.
Kelimeler çocuğunuzu eğlendiriyorsa alternatif kelimeler önerebilirsiniz. Örneğin hoşlanmadığınız bir kelime kullandığında, o kelimenin yerine sizin ürettiğiniz komik bir kelimeyi kullanmasını isteyebilirsiniz.
Örnek oluşturma: Eğer kaba ve küfürlü bir konuşma eğilimini kendinizde engelleyebiliyorsanız, çocuğunuzda bu kontrolü sizi taklit ederek öğrenecektir.
Dürtülerini ifade edebilme: Eğer çocuk, size olan kızgınlıklarını rahatlıkla dile getirebiliyorsa, bu özgürlüğe sahip ise, olumsuz duygularını belirtmek için daha az küfürlü sözcük kullanacaktır.
Tartışma: Bu kelimeler bir kâğıda yazılarak tanımlanır ve daha sonra tartışılır.
Önemsememek: Çocuklar kötü sözcükler kullandığında, anne-babalar bu duruma pek fazla üzülüp şaşırmıyorlarsa, çocukların bu sözcükleri söylemeleri için bir nedenleri kalmayabilir.
Dilsizlik oyunu:Ana-babalar böyle durumlarda şoke olmaktan çok, sessizlik oyunu oynayarak çocuğu yönlendirebilirler. "senin kullandığın kelimenin anlamı nedir?", "anlamıyorum", denilerek çocuktan yanıtlaması istenir.
Yaratıcı olmaya özendirmek: Yaratıcı uğraşlar, yazınsal faaliyetler, spor vb. Yaratıcılığı artırıp kötü söz kullanımını engeller.
Kötü sözcüklerin yıpratılması: Çocuk bu kelimeyi kullandığında 5 dakika boyunca bu kelimeyi söylemesini isteyin. Büyük olasılıkla bir daha kullanmayacaktır. Söylemek istemediği zaman, ancak kötü sözcüğü kullanmaktan dolayı verilen cezayı uyguladıktan sonra, istediğini yapabileceğini söyleyin.
Ciddi cezalandırmama: Eğer çocuğunuzu, döverek, bağırarak, tehdit ederek cezalandırırsanız; çocuğunuz bu kelimeleri yakalanıp cezalandırılmamak için, gizlice kullanmayı öğrenir. Uygun olmayan bu sözcüklerin yerine, uygun kabul edilebilir sözcükler kullanması için çocuğu bilgilendirmek gerekir. Çocuk olumlu sözcük kullandığında, çocuğun övülmesi teşvik edilmesi gerekir.
Anne Babaya Not:
Küfürlü sözlerle başa çıkmada olumlu ve etkili ilk adım, çocuğun bu sözcükleri kavrayışını ve bunları nerede öğrendiğini araştırabilecek kadar bir süre boyunca, duygusal tepkinizi denetim altında tutmaya çalışmanızdır. Ne kadar güç ve alışılmamış görünse de, karşılıklı olarak sakin ama ayrıntılı bir konuşma yapmak, çocuğun küfürlü ifadelere ilişkin anlayışı, güdülenimi ve bunların asıl kaynağı (nereden, nasıl öğrendiği) önemli bilgileri açığa çıkarabilir. Yalan söyleme ve benzeri yakışıksız davranışlarda olduğu gibi, küfürlü konuşmanın neden uygun bir davranış olmadığı konusunda derinliğine konuşmaya ve çocuğun bu davranışı ile ilgili bir plan yapmaya hazırlanmak için kendinize yeteri kadar zaman tanımalısınız. Küfürlü ifadeler kullanmanın kaynağında, eğer çocuğun lider konumundaki bir akranı olduğu ortaya çıkarsa, bu konuşma özellikle önem kazanacaktır.
Bu bilgi, akranlarının baskısıyla başa çıkmasında çocuğa destek olmanıza yardımcı olabilir. Çocuğa, evin dışındayken karşılaştığı durumlar için bell önerilerde bulunabilirsiniz.
Örneğin öğretmenler veya diğer anne babayla bir görüşme yapmanız gerekebilir. Bu yaklaşım; küfürlü ifadelerin çıkış noktası çocuğun çevresindeki bir akranı, hatta uzak veya akrabalarınızdan biri olduğunda da geçerlidir. Ana baba, çocuklarının nasıl konuşmalarını, ne tür ifadeler kullanmalarını beklediklerini anlatmalı ve küfürlü sözlerin yerine kullanabilecekleri kabul edilebilir sözcükler önermelidir. Küfürlü konuşma sürdüğü takdirde, çocuğu istenen davranışa yöneltebilecek güdüleyici program geliştirilebilir.
Küfürlü sözlerle başa çıkmada etkili bir başka adımda çocuğun bazı küfürlü sözlerini duymazlıktan gelmektir. Çünkü küfürlü sözler, zaman zaman dikkat çekme silahı olarak kullanıldığı gibi bazen de çocuk tarafından, ebeveynini cezalandırma silahı olarak kullanılabilir. Ebeveyninin suskun tepkisi, bu silahı çocuğa vermemiş olacağı için, bir süre sonra çocuğun küfürü unutmasına yardım eder.

Uyku Düzeni

Doğumdan sonraki dönemde süt çocuğu için bedensel gereksinimler uykuyu etkilemektedir. Açlık uyandırmakta, tokluk ise uykuya dalmayı kolaylaştırmaktadır. Bu dönemdeki uykusuzluklarda anne tarafından bebeğin beslenmesi ya da duygusal desteklenmesinin yetersiz, ters ya da aşırı bir biçimde karşılandığı görülmektedir. İlk aylarda uykusuzluk sıradan bir durumdur, ancak sonuçları nedeni ile aile için önemlidir. Ortaya çıkan gerginlik ve sinirlilik durumu yalnız çocuğun uykusuzluğunu artırmaz, yeni çatışmaları da ortaya çıkarır. Yeni doğan 19-23 saat uyur. Başlangıçta aralıklı ve parçalara bölünmüş bir uyku biçimindedir. Yavaş yavaş gece ağırlıklı olarak gelişir, üçüncü yıla doğru derinliğine kavuşur. Çocuklar büyüdükçe daha az uykuya ihtiyaçları olur. Ebeveynlerin çocukların hangi yaşta ne kadar uyuyacakları konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Düzenli uyku uyuyamayan çocuk huzursuz olur ve gelişimi zayıf kalır.( Aydınlı, 2003)
Çocuklar için ideal Uyku saatleri:
2 yaşında bir çocuk için 10-12 saat gece uykusu 1-2 saat gündüz uykusu
3 yaşında bir çocuk için 10-12 saat gece uykusu 1-2 saat gündüz uykusu
4 yaşında bir çocuk için 10-12 saat gece uykusu 0-2 saat gündüz uykusu
5 yaşında bir çocuk için 10-12 saat gece uykusu 0-2 saat gündüz uykusu yeterli olacaktır.
Akşam daha uzun uyuyan 2-3 yaş çocukları gündüz uykusuna ihtiyaç duymayabilirler.
4 ve 5 yaşlarındaki çocuklar da artık gündüz uykusuna ihtiyaç duymuyor olabilirler.
Bu bilgiler doğrultusunda anne ve babalar kendi çocuklarının uyku düzenini ayarlamaları gerekmektedir. Çocuklarının yeteri kadar uyuyup uyumadıklarını daha iyi öğrenmeleri için aşağıdaki sorulara cevap vermeleri gerekmektedir.
Çocukta uykuya dalma zorlukları:
Uyku, sessiz, sakin, karanlık ve uygun koşullar ister. Eğer içeride onun dikkatini çeken bir şeyler yapılıyorsa, sevdiği bir filmin sesi geliyorsa çocuk uyumak istemeyecektir. Bu nedenle çocuğunuzu uyumaya gönderdiğiniz zaman, ya da yatağına siz yatırdığınız zaman aklının içeride kalmamasına dikkat edin. Örneğin evde misafir varsa o çocuk için odasına çekilmek işkence gibi gelecektir. Karnı açsa, bütün gün anne babasından uzak kalmış ve henüz onlarla oynamaya konuşmaya doyamamışsa yine uyumak için içeri gitmesi zor olacaktır. Çocuğunuzla her akşam mutlaka belirli bir süre başbaşa geçirmeye çalışın. Uyumamak için direnen çocukların bir diğer nedeni de, baskıcı anne-baba tutumuna karşı tepki göstermektir. Yatmaya direnen çocukların bir diğer bahanesi de kötü rüyalar görmektir. Çocuk ağlayarak uyanabilir. Genellikle beş yaşından sonra sıkıntılı düşler kaybolur. Gece Korkuları ve Karanlık korkusu; çocukların uyumaya direnmesinin bir başka sebebidir. Özellikle çocuklar bu bahaneyi kullanarak anne-babalarının yatağında yatma alışkanlığı geliştirebilirler. Korkunç senaryolar, ürkütücü arkadaşlar akıllarına gelebilir. Özellikle de karanlık bir odada tek başına kalınca korkular başlar.
Belli Başlı Uyku Bozuklukları:
Her insanın uykusu zaman zaman bozulabilir. Ruhsal sıkıntılar, bedensel hastalıklar uykunun süresini, düzenini gelip geçici olarak bozabilir. Bunlara uyku bozukluğu denmez. Birçok ruhsal bozuklukta uyku bozukluğu belirtisi çok sık görülür. Uyku esnasındaki bozukluklar şöyledir:
a.Uykuya geçiş (uykuya dalış biçimi, hızı, uykuya dalmada zorluk)
b. Uyku süresindeki olaylar (düşler, uyku bölünmeleri, diş gıcırdatma, sayıklama, uyurgezerlik)
c. Uyanma (erken uyanma, geç uyanma, uyanma güçlüğü)
Uyku Bozuklukları:
A.Uyku bozukluğu (dissomniya)
a. Uykusuzluk (insomnia)
b. Aşırı uyku (hipersomnia)
B.Parasomniyalar (korkulu düşler, uyurgezerlik gibi)
a. Bunaltılı düşler (kabus)
b. Uykuda korku nöbeti (karabasan)
c. Uyurgezerlik
Çocuğunuzun uyku düzenini oluşturabilmek için ailelere öneriler:
Çocuğunuzu yatağa yatırmadan önce dişlerin fırçalanması, babaya ve anneye iyi geceler öpücüğü verilmesi, bir masal okunması, bir bardak süt içilmesi gibi bir rutin oluşturun
Yatağa yatırdıktan sonra onunla günü hakkında biraz sohbet edin. Belki sadece sizinle konuşmaya ihtiyacı var diye uykuyla savaşıyor olabilir.
Uyku öncesi rutinlerine sıkıca uyun. Hatta uyku saati gelmeden az önce ona haber verin. “Dişlerin fırçalanmasına beş dk kaldı canım” suiistimal etmesine izin vermeyin. Bir masal yerine iki masal olabilir ama üçüncü ve dördüncü olmamalıdır.
Zamanında hazırlanıp yatağa gittiği zaman onu kutlayın. Ona ödül verebilirsiniz ya da onu parka götüreceğinizi söyleyerek mutlu uyumasına yardımcı olabilirsiniz.
Uykuyu reddetmek çocuğun kendini ifade edebilmesinde oldukça güçlü bir yöntemdir. Bu nedenle ona karar verme hakkı tanıyın. Masal mı anlatalım yoksa süt mü içersin diye sorular sorun ve uyumaktan başka seçeneğinin kalmadığının farkına varmasını sağlayın.
Çocuğunuz kuralları zorlamaya çalışacaktır. Ona karşı sert olmayın ama kararlı davranın. Belki bir miktar süreyi esnetebilirsiniz ama “ süre doldu” dediğiniz zaman gerçekten bittiğini anlasın. O yine de on dk daha diye mızırdanacaktır ama bir kere izin verirseniz her gece bu on dk'ları hakkı olarak görmeye başlayacaktır.
Çocuğunuza kendi başına uyumasını öğretin, buna alıştırın. Her gece o uyuyana kadar yanında kalmanızı istiyor olabilir. Ancak yavaş yavaş onu beş dk sonra geri geleceğim diyerek odadan çıkmanıza alıştırın. Siz içerdeki odadayken de güvende olacağına inansın.
Çocuk uyku düzenine hemen alışmayacaktır. Adım adım yavaş yavaş ilerleyin. Sizin yatağınıza her geldiğinde uykunuz kaçmasın diye onu yatağına geri götürmek yerine her kabul edişiniz onun bu davranışını pekiştirecektir. O yüzden bir kaç zaman uykunuz kaçma pahasına da olsa onu yatağına geri taşıyın. Her uyandığında kendini kendi yatağında bulsun.
Uyumak istememesinin nedenlerini araştırın.

11 Aralık 2012 Salı

Aile İçi İletişim

İletişim; kişilerarasında yer alan düşünce ve duygu alışverişini dile getiren bir terimdir. İletişim, her şeyden önce bir duygu ve düşünce alışverişi olduğu için kişiler, çevresindekilerle kurmuş olduğu ilişkilerde dikkatli ve duyarlı olmalıdır. Dikkatli ve duyarlı bir iletişimde, her düşüncenin söylenmeye ve dinlenmeye hakkı vardır. O halde benim için anlamsız olan bir düşünce, bir başkası için anlamlı olabilir. Bu temel üzerine oturtulmuş kişiler arası iletişim, çok daha dinamik ve demokratik olacaktır. (Elmacıoğlu,1998)
Aile İçi İletişim
Aile, başlangıçta evlilikle oluşan bir müessesedir. Evlilik ise iki karşı cinsten insanın bir araya gelerek oluşturduğu, toplumsal bir kurumdur. İki insan birlikte yaşamak için bir araya geldiği zaman, alışılagelmiş davranışlarını değiştirmek zorundadır. Evliliğin sürekliliği ve aile kurumunun devamlılığı için, karı-kocanın davranış ve konuşmalarını karşılıklı olarak yeniden düzenlemeleri gerekmektedir.
Aile içi iletişim unsurları;
Anne-Baba-Çocuk ilişkisi
Anne-Baba ilişkisi
Anne-Çocuk ilişkisi
Baba-Çocuk ilişkisi
Kardeşler Arası ilişkiler
Aile Büyükleri İle Çocuk ilişkileri
Anne-Baba ile Aile Büyükleri Arasındaki ilişkilerdir.
İletişim, aile içerisinde yaşayan kimselerin sosyal ilişkilerinin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle iletişimin teknik ve yöntemlerini aile üyeleri, özelliklede anne-baba mutlaka öğrenmelidir. Böylece ailede daha sıcak ilişkiler kurulacaktır. (Elmacıoğlu,1998)
Aile İçi İletişim Kopukluğunun Sebepleri
1-Sahiplenme: Genelde erkeklerin kadınlara yaptığı bir durumdur.( "Benim istediğim gibi giyinip, istediğim gibi davranacaksın" tarzı baskılardır)
2-Egemen olma girişimi: Sahiplenmenin bir üst basamağıdır. Her şeyden haberdar olma durumu söz konusudur. Erkekler genelde kıskanıyorum başlığı altında egemen olma dürtülerini tatmin ederler.
3-Saldırganlık-Pasiflik: Saldırganlık iletişim içinde olduğumuzun bir göstergesidir. Dayak mı zararlı? "senin annen olmayacağım sözü mü” zararlı? Üzerinde özellikle durmalısınız. Çünkü fiziksel acıları unutmak ile ruhsal acıları unutmak arasında çok fark vardır. İnsan ruhsal acıları unutmakta daha fazla zorlanmaktadır. Ama bu dayak atın anlamına gelmemelidir.
4-Eleştiriye aşırı duyarlılık:Aile içi iletişim engellerinin biride eşlerin ve çocukların birbirini fazla eleştirmeleri güzel yönlerini görmemeleridir
5-Kıskançlık-Özgüven eksikliği: Aşırı kıskançlık insan yaşamını sınırlandırdığından dolayı aile içi iletişimi engellemektedir.
6-Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı: Her iki bağımlılıklardan birine sahip olan insanların beyinlerinde deformasyon olduğu için normal insan gibi davranamazlar bu da aile içi iletişimsizliğe neden olur.
7-Sosyal ortama girme isteksizliği
8-Utangaçlık
9-Küsme ve surat asma
10-Sık sık sinirlenme
11-Şiddet
13-Duygusal ve fiziksel uzaklaşma.
14-Yalan (Mümkün olduğu kadar şeffaf olun, çünkü sürekli söylenen yalan aile içi iletişimsizliğe neden olur.)
Unutmayalım ki; iyi bir iletişim başkasını olduğu kadar kendimizi de anlama aracıdır. Ne kadar olumlu iletişim varsa, o kadar kendimiz ve ötekiyle barışığız demektir.
Sağlıklı İletişim Kuran Faktörler
Empati: Kendini başkasının yerine koyup, onun neler hissettiğini anlamaya çalışmak.
Saygı (Aktif Dinleme): Bulaşık yıkarken veya TV seyrederken değil, o anlık işinizi bırakıp dinleyin. Çünkü çocuklarda özgüven eksikliğine neden olur.
Saydamlık-Şeffaflık: Duygu ve düşüncelerinizi karşı tarafı mümkün olduğu kadar kırmadan aktarma.
Somutluk: Rahatsızlıklarını somut bir şekilde, yorum katmadan olduğu gibi söyleme. Ve bunu yaparken karşınızdaki kişinin sizinle sağlıklı iletişim kurmak isteyip istemediğini anlayın.(Kaya,2007)
Çocukla İletişim
Aktif dinleme, iletişimin temel bir tamamlayıcısıdır. Aktif dinleyici olduğunuzda; çocuğunuza iletişim kanallarınızın açık olduğunu söylersiniz. Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini paylaşma ihtiyacı ve/veya arzusu olduğunu kabul edersiniz ve anlayışlı davranırsınız.
Aktif Bir Dinleyici Olabilmek İçin;
· Dinlemek için zaman ayırın. Dikkat dağıtan öğelere mümkün olduğunca engel olun.
· Kendi düşünce ve bakış açınızı bir yana bırakıp, kendinizi çocuğunuzdan bilgi alacak şekilde hazırlayın.
· Duyduğunuz mesajı dinleyin, özetleyin ve çocuğunuza tekrarlayın. Buna “yansıtıcı dinleme” denir.
· Çocuğunuz konuşurken göz kontağınızı sürdürün. Başınızı sallayarak ara sıra kapı aralayıcı veya “Evet…Anlıyorum….”gibi tarafsız tepkiler katarak ilginizi gösterin.
· Kendi fikir ve beklentilerinizle uyuşmasa da çocuğunuzun söylediklerini kabul edin ve saygı gösterin.
· Karşılaştığı problemleri çözmesi için çocuğunuza olanaklar yaratın. Cesaretlendirin ve kendisine yol gösterin.

1 Aralık 2012 Cumartesi

Otizm anne karnında tespit edilebilecek

Otizm anne karnında tespit edilebilecek
İngiltere Cambridge Üniversitesi bilim adamının yaptığı araştırma ile geliştirilen yöntemle, anne karnındaki bebeğe otizm testinin yapılmasının olası hale geldi. Bilim adamlarına göre, otizm testiyle ilgili süreç down sendromunun anne karnında tespitine olanak sağlayan amniyosentez yöntemiyle mümkün olabilecek.
Cambridge Üniversitesi Otizm Merkezi tarafından 235 çocuğun doğumdan 8 yaşına gelene kadarki dönemlerinin izlendiği ve sonuçta bu çocukların arasında, annelerinin gebelikleri sırasında amniyo sıvısında yüksek oranda testesteron bulunanlarda, sosyalleşme eksikliği, konuşma güçlüğü gibi otizmin karakterine uyan özelliklerin tespit edildiği açıklandı.
Bilim adamları, şimdi bu konuda ulusal düzeyde bir tartışma ortamı yaratılması ve konunun etik açıdan değerlendirilmesinin ardından, etik olduğu sonucuna varılması halinde testin yaygın biçimde uygulanmasına ve otizm tehlikesi görülen hallerde de kürtaj yapılmasına izin verilmesini öneriyor.
Bilim adamlarını tek düşündüren ise testin sonrasında bebeğin otistik doğabileceğinin tespiti halinde, kürtaja izin verilmesi gerekip gerekmediği sorusunun yanıtının bulunması. Zira bilindiği gibi otistik çocuklar görebiliyorlar, hatta içlerinden ünlü matematikçiler ve müzisyenler bile çıkabiliyor.
Bunun yanı sıra otistik olup hiçbir şekilde hayatla bağlantı kuramayan ve bütün yaşamını otistik hastalar için dizayn edilmiş özel kurumlarda geçirenlere de rastlanabiliyor.
Bilim adamları, bu nedenle toplumun ve otistik bir bebek sahibi olma olasılığı yüksek tespit edilen ebeveynlerin bu tür vakaların kürtajla sonlandırılması gerekip gerekmediği konusunda karar vermesinin güçlüğüne dikkat çekiyor.
Öte yandan otistik çocuk sahibi Ailelerin büyük çoğunluğunun ise teste daha şimdiden karşı çıktıkları ve bu testin serbest bırakılması halinde hem otistiklere yönelik ayrımcılığın artmasından hem de devletin otistik çocuk sahibi ailelere verdiği desteğin azalmasından korktukları belirtiliyor.
"Oyuncakla oyun biçimi otizmi işaret edebilir'
Bebeklerin oyuncaklarla alışılmışın dışında bir biçimde oynamasının otizm belirtisi olabileceği bildirildi.
Amerikalı bilim adamlarının yaptığı ve "Autism' dergisinde yayımlanan araştırmada, bu bulgunun, otistik olma ihtimali bulunan çocukların durumunun ailelerce önceden saptanması ve tedaviye daha erken başlanmasını sağlayabileceği bildirildi.
California Üniversitesinden Sally Ozonoff ve ekibi, otistik bebeklerin oyuncakları diğer çocuklardan çok daha fazla eğip büktüğünü, evirip çevirdiğini ve şişe gibi objelere gözlerinin ucuyla veya sabit bakışlarla baktığını saptadı.
Ozonoff, oyuncaklarla alışılmadık şekilde oynanmasının, otizm belirtileri listesine eklenebileceğini belirterek, "Otistik bir çocuk ne kadar erken tedavi edilirse, bu çocuğun geleceği üzerinde o kadar etkiniz olur' dedi.
Ozonoff ve ekibi araştırmalarını, kardeşleri otistik olduğu için otizm riski bulunduğu düşünülen 1 yaşındaki 66 bebek üzerinde yaptı.
Bu bebeklerden 9'una daha sonra otizm tanısı konuldu. Tanı konulanların 7'sinin oyuncakları çok daha uzun süreler eğip büktüğü, evirip çevirdiği ve objelere yandan baktığı görüldü.
Amerikan Pediatri Birliği, 2 yaşına gelmeden önce bütün çocukların otizm bulunup bulunmadığını anlamak için incelenmesi tavsiyesinde bulunuyor.
Otizmin nedeni bilinmiyor, ancak genetik ve çevresel faktörlerden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Hastalık genellikle 3 yaşa kadar teşhis ediliyor.

Otizm anne karnında tespit edilebilecek ,

yazısı sadece bilgilendirme içindir. Hiç bir zaman kendi kendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Otizm anne karnında tespit edilebilecek ile ilgili sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız